BEYAZ KURDELELİ İSTİKLAL MADALYASI ve TIBBİYELİLER

İstiklal Harbi’nde sağlık hizmetleri denince akla cephede yaralanan askere müdahale gelir. Ancak muharebeler kadar hastalıklar da can almıştır. Öyle ki, 1921-1922 düzenli ordu muharebeleri döneminde şehit olan asker kadar da hastalıktan ölen vardır: 23.000 asker!
Bulaşıcı hastalıkların kaynağı genelde sivil halktır.
Bunların salgın şeklinde Milli Ordu’ya bulaşmaması için çaba gösterilirken, bir yandan da sivil halkın salgınlardan kurtulmasına çalışılmıştır. Aşılama için küçük sağlık memurları terhis edilerek köylere yollanmıştır.
Düzenli ordu dönemi (1921) öncesinde Milli Ordu’da 416 hekim (300 askeri - 116 sivil) ve 131 eczacı (32’si sivil) görev yapmaktadır.
Milli Mücadele’nin başlamasıyla cepheye ilk koşanlar arasında ise tıbbiyeliler vardır.
1921 sonunda adeta İstanbul’da Türk hekim kalmaz.
1921 yılı içinde ordunun hekim sayısı 719’a, eczacı 215’e, diş hekimi 12’ye çıkmıştır.
Büyük Taarruz sırasında ordunun tabip mevcudu 957, eczacı 224, diş hekimi sayısı ise 26’dır.
1921-1922 muharebeleri sırasında 300’e yakın sağlık personeli de şehit olmuştur.


Fakirlik, yetersiz beslenme, soğuk kış koşullarına uygun olmayan iskan ve kıyafet kullanma zorunluluğu nedenleriyle verem, zatürre, bronşit, tifo hastası inanılmaz boyutlardadır. Ayrıca dizanteri, humma, lekeli humma da görülmektedir. Sıtma ve tifüs ise orduda da yaygındır.
1921 yılı boyunca hastalıklarla yapılan etkin mücadele sayesinde bulaşıcı hastalıkların orduya etkisi neredeyse “yok” seviyesine getirilmiştir.
Büyük Taarruz öncesi tek tük, münferit vakalar dışında askerin sağlık durumu çok iyidir.
Sivas’taki aşı imalathanesi yetersiz kalınca getirtilen bir uzman sayesinde çiçek dışında ihtiyaç duyulan aşıların Ankara’da üretimine de başlanmıştır.
Bulaşıcı hastalıkların kaynağı sivil halk olduğundan, aşılama Anadolu geneline de yayılmıştır.
Sayılardan da anlaşılacağı üzere, “vatandan başka sevgili bilmeyen” derken buna beyaz üniformalı savaşçıları da dahil etmek gerekir.
Bu nedenle, cephe gerisinde Milli Mücadele’ye katılanların İstiklal Madalyası “beyaz” kurdelelidir!
TIBBİYE dendiğinde tıpkı meclisimiz gibi, onların da Millî Mücadele gazisi bir grup olduğu unutulmamalıdır.
BENİ TÜRK HEKİMLERİNE EMANET EDİNİZ sözünün ardında BEYAZ KURDELELİ İSTİKLAL MADALYASI vardır.
Mustafa Kemal Paşa'nın bu çok güzel gülümsediği fotoğrafı bilirsiniz.
Bu gülümsemenin nedeni de bir tıbbiyelidir.
Tıbbiye öğrencisi Muhterem, 18 Haziran 1922 günü Geyve Karaçam'da Kocaeli Grubu'nu denetleyen Paşa'nın yanındadır.
Hatıra fotoğrafları çekilmektedir.
Tıbbiyeli Muhterem "Paşam hiç gülümseyen fotoğrafınız yok. Bir tane çekebilir miyim?" diye sorar. Miralay 'Deli' Halit bu densiz gence çıkışmadan Gazi Paşa kabul eder: "tamam ama sen de fotoğrafta olacaksın".
Tıbbiyeli Muhterem'in de kadrajda olduğu bu güzel fotoğraf çekilir.
Mustafa Kemal Paşa da, Tıbbiyeli Muhterem de (en solda oturan) gülümsemektedir.

O ateşten günlerin umut dolu bir anıdır.
Bir milletin yüzünü güldüren Mustafa Kemal Paşa ve geleceğin Prof. Dr. Muhterem Gökmen'i...
Tüm tabiplerimizin yüzünün bu fotoğraftaki gibi gülmesi ve bir gün yeniden hak ettikleri değeri görmeleri dileğiyle...
No Comments

Post A Comment